akış
Uyudugum yerin benimle bir ilgisi varmi ? Dun gece basimi koydugum yastiktan kac kere kalktim, sabaha karsi tavani tirmalayan farenin tikirtisina bir sey dusunmedim diye degil,huzursuzlugun icinde oylece saga dondum...uzun bir aradan sonramidir nedir ilk kez kapidan iceri giriyormusum gibi geldi, sanki ilk kez o tuvaleti ,o mutfagi kullaniyordum.
Ani durdurmanı istiyorum. Cevapsız aramaları telefonundan silmeni, sokakta yanından kimlerin geçtiğini görmediğin, sesimi bütün dikkatinle cebine koyduğun, çalmakta olan müziğin tik taklarının kalbine oturduğu, dondurmanın elbisene damlamasına aldırmadığın anlardan bir demet yapıp gel yanıma. Biliyorsun diye senden istiyorum. Olympos Nehri'nin içinde ayaklarım. Liman kentinin girişinde, yeni açılmış asilzade
O yaşıyor... Aktıkça içinden geçen kızıl bir yıldızın saç tellerinden suya giriyor bedeni. Her nefes alışında göğsü inip çıkan bir dünya. Odasız annelerin göğsünden süt akıyor gecenin duvarlarına, çatlamış sokakların içine, adı konmamış bütün çocukların ağzına. Bir yerde bir beşik sallanıyor hiç yapılmamış bir evin içinde, bir yerde bir kadın
ile tanışmadan önce onun hakkında okudukça içimde tuhaf bir yakınlık hissi oluştu. Sanki bir insanı değil de uzun zamandır rüyalarımda dolaşan bir yolu tanıyormuşcasina Shonaleigh kendine sadece hikâye anlatıcısı demiyor. O, “Drut’syla” geleneğinden gelen biri... hikâyeleri yazıyla değil, hafızasında, sesinde ve bedeninde taşıyan kadın anlatıcıların izinden yürüyor. Bu bilgiye
Kartalın peşinden gökyüzünde uçuyorum. Kanatlarım süzülüyor; boşluğun içindeki genişlikte rüzgârı hissediyorum. “Sana anlatılan bütün hikâyeleri unutmaya var mısın?” diye soruyor “Varım,” diyerek Arkasından gidiyorum. Yeryüzü aşağıda usulca açılıyor dağlar, nehirler, ulu ağaçların tepeleri… Dünya küçülmüyor sanki ben ona ilk kez bu kadar uzaktan bu kadar yakın bakıyorum. Ağaçların neden hiç
Denizin, yolların ve hafızanın içinden geçen hikâyeler e-posta kutunuza ulaşsın.