Shonaleigh Cumbers

Share
Shonaleigh Cumbers

ile tanışmadan önce onun hakkında okudukça içimde tuhaf bir yakınlık hissi oluştu.
Sanki bir insanı değil de uzun zamandır rüyalarımda dolaşan bir yolu tanıyormuşcasina

Shonaleigh kendine sadece hikâye anlatıcısı demiyor.
O, “Drut’syla” geleneğinden gelen biri... hikâyeleri yazıyla değil, hafızasında, sesinde ve bedeninde taşıyan kadın anlatıcıların izinden yürüyor.
Bu bilgiye ilk denk geldiğimde büyükannelerin fısıltıları geldi aklıma.
Bir şeyin kitaplardan değil, gece sessizliğinde, ateşin yanında aktarılması gibi.

Onun hikâyeleri sabit değilmiş
Aynı masal her anlatıldığında başka bir şekle bürünebiliyormuş.
Bunu duyunca içimdeki orman hissi büyüdü.
Çünkü bazı şeyler sadece yaşandığı anda açılıyor
tıpkı karanlıkta yürürken bir patikanın ansızın görünmesi gibi.

Shonaleigh’in binlerce hikâye taşıdığı söyleniyor
Ama ben bunu bir sayı olarak değil,
içinde birçok kapı taşıyan biri gibi hissediyorum.

Disleksiyle yaşadığını ve hikâyeleri yazıya geçirmenin bazen onları kaybetmek gibi hissettirdiğini söylemiş...
Bu cümle bana çok dokundu.
Çünkü bazı duygular gerçekten yazıldığında eksiliyor;
sesin içinde, nefeste, bakışta kaldığında ise canlı kalıyor.

Bu akşam onunla ormanin içinde buluşacağımı düşündükçe,
bunun sıradan bir karşılaşma olmadığını hissediyorum.
Sanki bir insanla değil de uzun süredir beni çağıran eski bir hikâyeyle buluşmaya gidiyorum.

Bu paylaşımı okuyan her kimse,
dilerim yolunun bir yerinde kendi ışığını yeniden hatırlasın.
Ormanın kadim bilgisi hepimize biraz yumuşaklık, biraz cesaret getirsin.

Read more