Asilzade hanim
Ani durdurmanı istiyorum.
Cevapsız aramaları telefonundan silmeni,
sokakta yanından kimlerin geçtiğini görmediğin,
sesimi bütün dikkatinle cebine koyduğun,
çalmakta olan müziğin tik taklarının kalbine oturduğu,
dondurmanın elbisene damlamasına aldırmadığın anlardan
bir demet yapıp gel yanıma.
Biliyorsun diye senden istiyorum.
Olympos Nehri'nin içinde ayaklarım.
Liman kentinin girişinde,
yeni açılmış asilzade hanımın mezarının başında duruyorum.
Çekilmiş bantları aşmaya çalışmıyorum.
Görevli,
henüz ziyarete açılmadığını söylüyor.
Oysa birileri çoktan fotoğrafını çekip yollamış.
Suyun üstünde ışık kırılıyor.
Taşlar güneşin altında sessiz.
Lady Di'nin cenaze töreninde yere bırakılmış çiçekler geliyor aklıma.
Sahi, sene 1997
neden Buckingham Sarayı'nın kapısının önünden geçiyordum ben?
ve sene 2026
tastan fiskiran gelinciklerin fotografini cekiyorum
mezarın etrafındaki bantlar,
bir telefona düşen görüntü...
Rüzgâr taşların arasından geçiyor.
Birileri çoktan görmüş.
Birileri hâlâ bekliyor.
Nehir ayaklarımın etrafından akıyor.