Var olmak
Kartalın peşinden gökyüzünde uçuyorum.
Kanatlarım süzülüyor; boşluğun içindeki genişlikte rüzgârı hissediyorum.
“Sana anlatılan bütün hikâyeleri unutmaya var mısın?” diye soruyor
“Varım,” diyerek
Arkasından gidiyorum.
Yeryüzü aşağıda usulca açılıyor
dağlar, nehirler, ulu ağaçların tepeleri…
Dünya küçülmüyor sanki
ben ona ilk kez bu kadar uzaktan
bu kadar yakın bakıyorum.
Ağaçların neden hiç konuşmadığını keşfediyorum sonra
Sessizliğin içinde sakladıkları iyiliğin
insana nasıl dokunduğunu…
Rüzgar dalların arasından geçerken
bazı şeylerin kelimesiz de anlaşılabildiğini öğreniyorum.
Kendimle yeniden bağ kuruyorum.
Telaşsızca, bilinmeyenin içinde kıpırtısız durabilmeyi
ağaçlardan öğreniyorum.
Olanın ve olmakta olanın içinde,
bir Kene artistinin beze dokunmuş siyah çizgileri gibi
akan nehirde yıkanmayı öğreniyorum.
Sonra yeryüzüne iniyorum.
Çocukların ayakkabı bağları çözülmüş.
Eğilip tek tek bağlıyorum.
Ve anlıyorum
insan bazen dünyayı değiştirmez
yalnızca birinin yürüyüşüne
şefkatli ellerini bırakır gider.